HABER LİSTEMİZE KAYDOLUN
TIKLAYIN >>
 
ÇAPAR SERBEST KÜRSÜ

- Sizce Çapar Köyü Derneği'nin öncelikli yapması gereken hizmet nedir?

- Bu sitede görmek istedikleriniz nelerdir?

- Köyümüz için iyi bir fikriniz mi var?

Düşünceni yaz, herkes okusun

 

Google Gruplar
Çapar Köyü
Bu grubu ziyaret et

Google Gruplar
Çapar Köyü grubuna kayit ol
E-posta:
NOT: Gmail hesabi gerektirir.
 
KOMŞU KÖYLER
- Nüfus bilgileri TİE 'den alınmıştır   >>
KÖYÜN ADI NÜFUSU
Bakırlı Köyü 100
Bulduk Köyü 62
Bulgurcu Köyü 53
Büyükyakalı Köyü 410
ÇAPAR Köyü 80
Çaparkayı Köyü 166
Çerçi Köyü 61
Göldagi Köyü 25
Gümerdiğin Beldesi 982
Gündoğmuş Köyü 284
Gürpınar Beldesi 1058
Kamış Köyü 293
Karahacı Köyü 172
Karakoçaş Köyü 91
Karamusa Köyü 101
Karaören Köyü 457
Kutluşar Köyü 31
Küçükyakalı Köyü 255
Mart Köyü 222
Ödek Köyü 189
Özbek Köyü 57
 
 
Türkiye'nin ilk Alışveriş Merkezi Sitesi

ÇAPAR KÖYÜ WEB SİTESİ

Ana Sayfa   >   Seyit Mehmet Abdal Dede
 
 
Seyit Mehmet Abdal Dede (Derviş Mehmet) - Kimdir ?

Hazırlayan : Doç. Dr. İbrahim ARSLANOĞLU     Araştırma yazısının tümü için tıklayınız >>
Seyyid Hasan Gazi Hazretleri'nin oğludur. Ocağımızın kurucusu olan Seyyid Mehemmed Abdal, Hz. Peygamber'in Ehl-i Beyti'nden Hz. Ali torunlarından 7. İmam Musa Kazım Hazretlerinin neslindendir. Mehmet Abdal, Abdal Musa'nın "Abdal" mahlaslı 6 kardeşinden en büyüğü olup, Hacı Bektaş Veli'nin amcaoğludur. Doğum tarihi bilinmemekle beraber Horasan ilinin bugün Azerbaycan sınırları içinde kalan Hoy Kasabası'nda dünyaya gelmiştir. Mehmet Abdal Dede, Horasan erenlerindendir. (Teberoğlu, 1997:23).

Türkistan Piri Hoca Ahmet Yesevi'nin dervişleri köslerini atıp Anadolu'ya gelirlerken Seyit Mehmet Abdal Dede, Caber Türk Aşireti'nin imamı olarak, musahibi (kardeşliği) Seyit Cabbar Baba ile Anadolu'ya gelmişlerdir (a.g.e:27).

Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin Anadolu'daki 66 halifesinden birisi de Seyyid Mehmet Abdal'dır. Hacı Bektaş Veli halifelerine bir gün, "Bana birer eşya veriniz, bu gece onları menzillerine göndereyim, ol yerler size yurtluk olsun" buyurmuştur. Sabah olunca Hacı Bektaş Veli "Hepiniz bana verdiğiniz eşyaların arkasından gidip oraya yerleşerek kendinize yurt, yuva kurunuz. Oraları ıslah edip İslam'ı ve Türklüğü o bölgelere yayınız" diyerek her birini, köseği kabul edilen eşyaların arkasından göndermiştir (a.g.e:28).

Seyit Mehmet Abdal Dede'nin verdiği Kara-cuk Dağı'nın cevheri olan taşını; Hacı Bektaş Veli, velilik gücüyle, bugünkü ismi Orta ilçesinin Doğanlar köyüne (eski ismi Evrateli, Osmanlılar döneminde Avreteli olarak değiştirilen) göndermiştir. Mehmet Abdal Dede taşı, söylenen yerde bularak oraya yerleşmiştir (a.g.e:28).

Herkesin bildiği gibi, köyünde kıtlık olduğu için Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli'den buğday istemek üzere Suluca Karahöyük'e gelir ve yolda topladığı alıçları Hacı Bektaş Veli Dergahı'na hediye olarak getirir. Akşam cem ayinine katılır. Gözcü olan Karaca Ahmet, "Bire Yunus, bu Dergah'da mihman (misafir) olan Ali'dir. Yukarı geç otur" der. Hacı Bektaş Veli, "Mihman olan canlar seccade üzerine gelsinler, görgülerini yapalım ki, Hak lokmasını yiyebilsinler" der. Yunus'un burada göz göze geldiği ilk kişi zakir postunda oturan Hacı Ali Türabi'dir. Hacı Ali Türabi, kopuzuyla hem çalmış ve hem de nefesler söylemiştir. Bu sırada Yunus, "Keşke ben de aşık olsam da Hakk'ı zikretsem." düşüncesini kafasından geçirirken Hacı Ali Türabi'ye bu malum olduğu için O'nu yanına çağırır ve "Şu badeyi iç ki muradına eresin" der. Yunus, bu badeyi öyle aşkla içer ki, sanki aklı başından gider ve şu beyiti söyler (a.g.e:.29-31.):

Aklım başıma gelmedi
Aşk şarabını tatmayınca
Kendiliğimi bilmedim
Gerçek ere yetmeyince

Hacı Ali Türabi Dede de Koca Yunus'a şu mısralarla karşılık verir (a.g.e:31):

Ölmeden önce ölmeyi düşün
Sakahüm hamrına kanmayı düşün
Bir mürşid-i kamile ermeyi düşün
Turabî'nin sözü hoş be mihmanlar

Ertesi gün Yunus oradakilere "Bire erenler, üç gündür beni mihman (misafir) ettiniz. Artık buğdayımı verin de ben ocağıma döneyim" der. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli, "Bire Yunus sana nefes versek olmaz mı?" der. Yunus ise, "Hünkârım, ben nefesi ne yapayım, buğday verin ki, çoluk çocuğumla yeyip nefsimi körleyeyim" der. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli, kilerci Seyit Mehmet Abdal'a dönerek "Erenler, Yunus'un götürebileceği kadar buğday verin, varsın yolu açık olsun" der. Sonra Mehmet Abdal ile birlikte kilerin kapısına kadar giderler. Kapıda Mehmet Abdal "Bire Yunus buğday istemekle hata ettin, eğer nefes isteseydin, buğday elinde olurdu" der ve Yunus’un götürebileceği kadar buğday vererek onu yola çıkmak üzere uğurlar. Yolda Koca Yunus'un aklına, kilerci Mehmet Abdal'ın söyledikleri gelir, geri dönerek buğdayı verip nefesi ister. Mehmet Abdal, durumu Hacı Bektaş'a ilettiğinde O, "Varın Yunus'a söyleyin, ol kapının anahtarını biz Tapduk Emre'ye verdik. Orada çalışıp kemale ersin ve böylece Hakk'a vasıl olsun" der. Bunun üzerine Yunus 5 kıtalık bir deyiş söyler. (a.g.e:31-33):

Hâlet ile bana bir aşk yöneldi,
Allah derler bir meclise uğradım,
Tutun kulak nakleyleyeyim size,
Allah derler bir meclise uğradım.

Münadiler çağrışıp zâra başlar,
Halince tesbih ederler kuşlar,
Tevhid eder dağlar, taşlar, ağaçlar,
Allah derler bir meclise uğradım.

Münâdi sözüne tutun kulaklar,
Arş altında saf saf oldu melekler,
Ol mecliste kabul olur dilekler,
Allah derler bir meclise uğradım.

Muhammed’in eshabu yarenleri
Hazır olmuş gördüm; anda onları
Vecde gelmiş, tarikat erenleri
Allah derler, bir meclise uğradım

Derviş Yunus çok şükür Hakk'a erdim
Muhammed'in nururu berk urur gördüm
Ehl-i Beyt ile 12 imamı sevdim
Allah derler, bir meclise uğradım.              (Yunus EMRE)

Bunun üzerine Seyit Mehmet Abdal Dede: "Bire Yunus kemale ermişsin, İnşallah Cemale de erersin" diyerek buğdayı ile beraber Koca Yunus'u uğurlamıştır (a.g.e:33).

"Çerkeş Tarihi" isimli el yazması bir eserde, Mehmet Abdal'ın Çerkeş bölgesine irşat ile görevlendirildiği kayıtlıdır. Seyit Mehmet Abdal Dede, Anadolu'ya 1227 miladi yılında gelmiş ve Evratelin'e yaklaşık 1270'li yıllarda yerleşmiş ve 1287'de Hakk'a yürüyerek; köseğisi kabul edilen Er Taşı'nın kıble yönünde yaklaşık elli metre uzağına defnedilmiştir (a.g.e:38).

Mehmet Abdal Ocağı'nın piri, Şıh Seyit Pir Hasan'dır. Evlâtları Malatya'nın Şıh Hasan köyünden gelip Mehmet Abdal Ocağı evlâtlarını yüzyıllarca görüp gözetmişlerdir. Yolun uzak oluşu ve iki evladının Evrateli köyünde vefat etmeleri üzerine bundan 158 yıl önce (1840'lı yıllarda) Şıh Hasan evlâtlarından Seyit Ahmet Dede; Seyit Hacı Ali Türabî evlâtlarından Büyük Seyit Mustafa Efendi'ye, Seyit Mehmet Abdal Ocağı evlâtlarını şartlı olarak emaneten bağlamışlardır (a.g.e:39).

Seyit Mehmet Abdal'ın eserlerine gelince, evlâtlarının elinde O'na ait 1224 tarihinde yazılmaya başlanan el yazması bir BUYRUK (Cafer-i Sadık'ın düzenlediği buyruklar) bulunmaktadır. Bunun dışında yine el yazması "Güvercin Gövsü" adlı bir eser olduğu söylenmektedir. Bunun, en son, evlâtlarından Deli Hasan Dede'de olduğu belirlenmiştir. Aslı ele geçirilememiştir. Bu eser, Çapar'lı Ali Haydar Akyol tarafından, kendi görüşleri de katılarak Latin harfleriyle yeniden yazılmıştır (a.g.e:54,59).

Seyit Mehmet Abdal Dede'nin evlâtlarından O'nun 7.göbekten torunu Zeynel isimli masum çocuğun pabucunun teki, Altındağ'a bağlı Karaköy'deki evlâtlarının elinde bulunmaktadır. Bu pabucun öteki eşi ise Çubuk ilçesine bağlı Kuyumcu köyünde Meslikler sülalesinin elindedir. Her iki pabucun da tüm felçli hastalıklara iyi geldiğine inanılmaktadır (a.g.e:39).

Seyit Mehmet Abdal Dede'nin evlâtlarından Karaköy'de Seyit Celal Güvençlerin evlerinde bir ulu direk vardır. Bu direğe üç İhlas ve bir Fatiha okunarak çivi çakılmakta ve bunun bütün yaralara iyi geldiğine inanılmaktadır (a.g.e:60).

Mehmet Abdal Dede'nin kabri; evlâtları, talipleri ve sevenleri tarafından yüzyıllardır ziyaret edilmektedir. Burada hacette ve niyazda bulunanların dileklerinin yerine geldiğine inanılır. Bu yatırda ayrıca adak kurbanları kesilir ve yağmur duası yapılır (a.g.e:.62-63).

Seyit Mehmet Abdal Dede'nin yatırı ve kösesi kabul edilen Er Taşı'nın etrafı 1996 yılının baharında evlâtlarının önderliğinde bu ocağın taliplerince beton duvarlarla çevrilmiştir (a.g.e:75).

Seyit Mehmet Abdal Ocağı'na bağlı ocak yoktur. Bu ocağın piri Hacı Ali Türabî Ocağı, mürşidi ise Kalender Veli Ocağı'dır (Güvenç, 2.11.98).

Rehberi ise Haydar-ı Sultan'dır. Esasen Seyit Mehemmed Abdal evlâtlar,ı 1839 tarihine kadar Malatya’nın Seyit Pir Hasan evlâtlarına bağlı iken bu ocak dedelerinin Malatya'dan gelip gidemeyişleri yüzünden emanetli olarak Hacı Ali Türabî Veli evlâtlarından Seyit Mustafa Efendi'ye emaneten şartlı olarak bağlanmıştır (a.g.e: 72,167).

Mehmet Abdal Ocağı'nın Çubuk yöresinde talipleri olan köyler:

1.Aşağı Karaköy (Çubuk / Ankara)
2.Yukarı Karaköy (Çubuk / Ankara)
3.Çapar (Şabanözü / Çankırı)
4.Bulgurcu (Şabanözü / Çankırı) 'dur.

Bu ocağın dedelerinden bazıları ise şunlardır:

- İsmail Güvenç,
- Hüseyin Güvenç,
- Cafer Güvenç,
- Mustafa Güvenç, (söyleşisi >>)
- Mehmet Güvenç (a.g.g.)

 
 
 
 
ÇAPAR KÖYÜ WEB SİTESİ - caparkoyu@gmail.com